AŞURE GÜNÜ

Geri Dön


AŞURE GÜNÜ

 

’Şehrullahi’l-Muharrem’ olarak meşhur olan, yani ‘Allah’ın ay’ı Muharrem’ olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

 

Allah için ay, gün ve yıl (zaman) olmaz, diğer yaratıklar gibi bütün zamanlar onun yarattığıdır ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.

 

Aşure günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Aşure gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır.

 

Bu günde Cenâb-ı Hakk on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.

 

Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) muharrem ayında oruç tutmakla ilgili şöyle buyurmuştur: ‘’Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah Teâlâ’nın ay’ı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.’’

 

‘’Nafile oruç tutacaksan, Muharrem ayında tut! Çünkü o, Allah Teâlâ’nın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, O günde Allah Teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tövbesini kabul etti. Yine o gün, tövbe edenlerin günahlarını da affeder.’’

 

İslâm'da önemli bir yeri olan Aşure gününde çok mühim hadiseler meydana gelmiştir. Bazıları şunlardır:

 

Meleklerin ve Cebrail (a.s)’ın yaratılması,

 

Göklerin (yıldızların, seyyarelerin) ve yerin (dağların, denizlerin) yaratılması ve yeryüzüne ilk defa yağmur yağması,

 

Âdem (a.s)’ın yaratılması, cennete konulması ve sonra tövbesinin kabulü,

 

İdris (a.s)’ın göklere kaldırılması,

 

Nuh (a.s)’ın gemisinin Cudi Dağı üzerinde karaya oturması,

 

İbrahim (a.s)’ın doğumu ve Nemrud'un ateşinden kurtulması,

 

Musa (a.s) ve kavminin, Kızıldeniz'in yarılıp yol olmasıyla Firavun'un şerrinden kurtulması ve Firavun ve askerlerinin boğulması,

 

Eyüb (a.s)’ın hastalıktan şifa bulması,

 

Yunus (a.s)’ın balığın karnından kurtulması,

 

Davud (a.s)’ın tövbesinin kabulü,

 

Süleyman (a.s)’a saltanat verilmesi,

 

Yusuf (a.s)’ın kuyudan çıkarılması,

 

Yakub (a.s)’ın gözlerinin açılıp tekrar görmeye başlaması,

 

İsa (a.s)’ın göklere kaldırılması,

 

Hz. Hüseyin Efendimiz'in şehid edilmesi.

 

Kıyamet de Cuma gününe rastlayan bir Aşure günü kopacaktır. 

 

Bazıları da, bu güne aşure günü denilmesinin sebebini, Allah Teâlâ'nın ümmet-i Muhammed'e olan ikramının onuncusu olması sebebiyle olduğunu belirtmişlerdir:

 

Allah Teâlâ'nın ümmet-i Muhammed'e verdiği on ikram şudur:

 

Birincisi: Recep ayı. Zira Recep ayı Allah'ın ayıdır. Allah Teâlâ bu ayı ümmet-i Muhammed'e bir ikram olarak vermiştir. Çünkü bu ayın diğer aylara olan fazileti, ümmet-i Muhammed'in diğer ümmetlere olan fazileti gibidir.

 

İkincisi: Şaban ayı. Bu ayın diğer aylara olan fazileti, Hz. Muhammed'in (sallallâhü aleyhi ve sellem) diğer peygamberlere olan fazileti gibidir.

 

Üçüncüsü: Ramazan ayı. Bu ayın diğer aylara olan fazileti, Allah'ın bütün mahlûkatına olan üstünlüğü gibidir.

 

Dördüncüsü: Kadir gecesi. Bu gece bin aydan daha hayırlıdır.

 

Beşincisi: Ramazan bayramı günü. Bu gün, ramazan ayında oruç tutan müminlere, amellerinin karşılıklarının verildiği gündür.

 

Altıncısı: Zilhiccenin ilk on günü. Bu günler Allah'ın en çok zikredildiği (tehlil ve telbiye getirildiği) günlerdir.

 

Yedincisi: Kurban bayramının arife günü. Bu günde tutulan oruç, iki sene oruç tutmak kadar faziletlidir.

 

Sekizincisi: Kurban bayramı günü. Bu gün, kurbanlar kesilerek Allah'a yakınlaşma günüdür.

 

Dokuzuncusu: Cuma günü. Cuma günü, bütün günlerin efendisidir.

 

Onuncusu: Aşure günü. Bu günde tutulan oruç, bütün senenin kefaretidir.

 

İşte bu zamanlardan her biri, Allah Teâlâ'nın ümmet-i Muhammed’e olan birer ikramıdır. Bunları, günahlarına kefaret olması için vermiştir. 

 

Fazilet ve ikramla övülen günler Allah katında yeryüzündeki değerli taşlar gibidir. O günlerde nazlı kulların yüzü suyu hürmetine dualar, ameller kabul olur. Bu günün faziletine inanarak;

 

Oruç tutulmalı,

 

Ramazan orucu farz kılınmadan önce, sevgili Peygamberimiz, Aşure günü oruç tutarlardı. Hatta o zamandaki müşrikler bile Aşure gününün değerini bilir ve o gün oruç tutarlardı.

 

Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Medine'ye hicret ettiğinde, oradaki Yahudilerin oruç tuttuklarını gördü.

 

Niçin oruç tuttuklarını sordu. "Bugün, Hz. Musa'nın Firavun'un şerrinden kurtulduğu gün olduğu için, ona şükür olarak tutuyoruz" dediler.

 

Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), "Musa'ya uymaya biz sizden daha layığız" dedi.

 

Ashabına, o gün herkesin oruçlu bulunmasını buyurdu. Hatta günün o saatine kadar bir şey yiyip içmiş olanlara bile o saatten sonra akşama kadar oruçlu kalmalarını emretti. Bu iş üzerinde o kadar durdu ki, Medine'de tellal çağırtarak ilan ettirdi.

 

Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “(Benden önceki) Peygamberler Aşure Günü oruç tutmuşlardır. Siz de o gün oruç tutun.”

 

Rasülullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) ömrünün sonlarına doğru ise şöyle buyurmuştur:

 

“Eğer Allah Teâlâ izin verir de gelecek sene yaşarsam, Muharremin dokuzuncu ve onuncu günleri mutlaka oruç tutacağım!”

 

Fakat ertesi yıla kavuşmadan o yıl içinde En Yüce Dosta kavuştu. Kendisi Aşure Günü dışında oruç tutamamış, fakat Muharremin dokuzuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulmasını şu sözleri ile teşvik etmiştir:

           

“Aşureden bir gün önce (dokuzuncu günü) ve bir gün sonra (on birinci günü) oruç tutarak Yahudilerin âdetine muhalefet ediniz!”

 

Hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere, Yahudilere benzememek için ya Muharrem'in 9-10 ya da 10-11'nci günlerinde oruç tutmak güzel görülmüştür.

 

Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘’Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.‘’

 

Başka bir hadis-i şerifte ise: ‘’Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı (nafile) oruçların sevabına ulaşır.‘’

 

Ashabtan birisi, "Biz Aşure günü çocukların bile oruçlu kalmaları için, onları pamuktan oyuncaklarla akşama kadar oyalıyorduk" buyuruyor.

 

Âlimlerden biri rüyada görüldü. Ona halinden sorulduğunda ise şöyle dedi: "Altmış yıldır aşure günü orucunu tutmamdan dolayı affedildim."

 

Ayrıca Aşure gününün içinde olduğu Muharrem ayı haram aylardandır. Haram aylarda oruç tutmanın fazileti çok büyüktür bu fazilet başka hadis-i şeriflerde şöyle zikredilmiştir:

 

"Haram aylarda bir gün oruç tutmak, diğer aylarda otuz gün oruçtan daha faziletlidir. Ramazan'da bir gün oruç tutmak, haram aylarda otuz gün oruçtan daha faziletlidir." 

 

"Kim haram aylarda üç gün oruç tutarsa, kişi için dokuz yüz yıllık ibadet sevabı yazılır."

 

Sirâcüddîn Ebû Muhammed Ali Ûşî (r.ah) şöyle buyurmuştur:

 

“Aşure günü oruç tutan kimseye, bin (nafile) hac, bin (nafile) umre ve on bin şehit sevabı verilir. Kim Aşure gecesi oruçlu bir mü’mine iftar verirse; Muhammed (sallallâhü aleyhi ve sellem)  ümmetinin hepsine iftar vermiş, onları doyurmuş gibi olur.” 

 

Ahmed Gazali (r.ah) hazretleri ise şöyle buyuruyor: Faziletli günlerde de oruç tutmak müstehabtır. Ramazan-ı şeriften sonraki kıymetli ve faziletli günler; Arefe günü, Aşure günü, Zilhicce'nin ilk on günü, Muharrem'in ilk on günüdür. Oruç tutmanın, orta şekli, senenin üçte birini oruçla geçirmektir. Her haftadan Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutulur ve Ramazan-ı şerif de buna ilâve edilirse senenin dört ayından birkaç gün fazlası oruçla geçirilmiş olur. Bu miktar, üçte birinden fazladır. Böyle oruç tutmak, nefse hafif gelir ve sevabı da boldur. 

 

Bugünde bilhassa Allah Teâlâ’ya iltica edip bolca tövbe ve istiğfarda bulunulmalı,

 

Yüce Allah, Musa'ya (a.s) şöyle vahyetmiştir:

 

"Kavmine emret, muharrem ayının ilk onunda (güzel ameller işleyerek) bana yaklaşsınlar. Muharremin onuncu günü olduğunda bana gelsinler, onları affedeyim."

 

Resül-i Ekrem'in (sallallâhü aleyhi ve sellem) hadisinde geçen, "Başkalarının da tövbesini kabul eder" sözü, insanları aşure gününde tövbe etmeye teşvik ediyor. O günde günahlarından dolayı yüce Allah'a tövbe edenlerin, tıpkı öncekilerin tövbesinin kabul edildiği gibi, tövbelerinin kabulü umulur. Yüce Allah, Hz. Âdem'den (a.s) bahsederken,

 

"Âdem, Rabb'inden birtakım ilhamlar aldı ve derhal tövbe etti; çünkü Allah tövbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır"

 

Aşure günü alış-veriş yapılır eve bir şeyler alınırsa, bir sene boyunca o evde bereket olur.

  

Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘’Kim Aşure gününde ailesine geniş davranır, onlara bolca ikramda bulunursa, Allah’ta sene içinde ona bolca ikramda bulunur, rızkını bollaştırır.‘’

 

Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşularda girmektedir. Fakat bunun için fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder. Ayrıca bilhassa hayır sahiplerinin dükkanlarından alış-veriş yapılırsa daha bereketli olur. Çünkü bu niyetle böyle yerlerden alış-veriş yapmak aynı zamanda sadaka-i cariye hükmündedir.

 

İslâm büyüklerinden Süfyâni Sevrî (r.ah) hazretleri, "Biz bunu denedik ve aynen böyle olduğunu gördük" buyuruyor.

            

Yapılabildiği kadar hayır hasenatta bulunmalı ve sadaka verilmeli,

       

Abdullah b. Amr Âs şöyle demiştir: ‘’Kim aşure günü oruç tutarsa senenin tamamında oruç tutmuş gibi olur. Kim aşure gününde sadaka verirse o sene boyunca sadaka vermiş gibi olur.‘’

 

İmam Taberani de şöyle rivayet eder: ”Aşure günü bir dirhem sadakaya yedi yüz bin dirhem sevabı verilir”

 

Hiç olmazsa iki rekât namaz kılarak bu ümmetin hidayet ve selâmeti için dua etmelidir.

 

Aşure günü en çok yapılması gerekenlerden biri de ibadetlerimizin özü olan duadır. Çünkü o gün birçok peygamberin duası kabul olmuştur. Ayrıca sohbet ve zikir meclislerinde bulunarak, çokça namaz kılıp Kur’an okuyarak, Ümmet-i Muhammed’in sağlık ve selameti için dua ederek aşure gününü dolu dolu geçirebiliriz.

 

Ayrıca, Aşure gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesaveti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

 

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükmüne boyun eğen her mümin bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehl-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

 

Allah Teâlâ, sadatların himmet ve bereketiyle bizleri Aşure v.b faziletli gün ve gecelerin ihyası noktasında gayret kar kılsın, bu vesile ile rızasına ulaştırsın inşaellah. Âmin.

 

 

 

 

 


ilan_images/1476180126_asure-gunu-mesajlari-0008.jpg